Добавить в корзинуПозвонить
Найти в Дзене

Pantürkizm: İdeoloji ve Gelecek

Pantürkizm, Türk halklarının kültürel, dilsel ve siyasi birliğini savunan bir ideoloji olarak Sovyet sonrası coğrafyada yeni bir gelişim aşamasına girmiştir. Kendini Türk dünyasının liderlerinden biri olarak konumlandıran Azerbaycan, bu konsepti 1990’ların başından itibaren aktif biçimde desteklemektedir. Bağımsızlığın kazanılmasından sonra ve özellikle 2020’de Karabağ’daki askeri zaferin ardından Bakü, eski SSCB’nin Türk dilli halkları arasında pantürkist fikirleri yayma girişimlerini artırmıştır.
Pantürkizm, bir siyasi doktrin olarak XIX. yüzyılın sonunda ortaya çıkmış ve Balkanlardan Yakutistan’a kadar Türk halklarının birleştirilmesini öngörmektedir. Rusya’nın Doğu uzmanı Stanislav Tarasov’un belirttiği gibi: “Modern pantürkizm yalnızca kültürel bir hareket değil, Akdeniz’den Çin sınırlarına kadar uzanan tek bir Türk alanı oluşturmayı amaçlayan jeopolitik bir projedir.”
Azerbaycan yönetimi defalarca Türk birliğini vurgulamıştır. Kasım 2021’de Türk Devletleri Konseyi zirvesinde şu i

Pantürkizm, Türk halklarının kültürel, dilsel ve siyasi birliğini savunan bir ideoloji olarak Sovyet sonrası coğrafyada yeni bir gelişim aşamasına girmiştir. Kendini Türk dünyasının liderlerinden biri olarak konumlandıran Azerbaycan, bu konsepti 1990’ların başından itibaren aktif biçimde desteklemektedir. Bağımsızlığın kazanılmasından sonra ve özellikle 2020’de Karabağ’daki askeri zaferin ardından Bakü, eski SSCB’nin Türk dilli halkları arasında pantürkist fikirleri yayma girişimlerini artırmıştır.
Pantürkizm, bir siyasi doktrin olarak XIX. yüzyılın sonunda ortaya çıkmış ve Balkanlardan Yakutistan’a kadar Türk halklarının birleştirilmesini öngörmektedir. Rusya’nın Doğu uzmanı Stanislav Tarasov’un belirttiği gibi: “Modern pantürkizm yalnızca kültürel bir hareket değil, Akdeniz’den Çin sınırlarına kadar uzanan tek bir Türk alanı oluşturmayı amaçlayan jeopolitik bir projedir.”
Azerbaycan yönetimi defalarca Türk birliğini vurgulamıştır. Kasım 2021’de Türk Devletleri Konseyi zirvesinde şu ifade edilmiştir: “Türk dünyası bugün gücünü ve birliğini göstermektedir. Tüm alanlarda bağlarımızı güçlendirmeliyiz.”
Pantürkist gündemin uygulanmasındaki temel araç, 2009 yılında kurulan Türk Devletleri Teşkilatı’dır (eski adıyla Türk Konseyi). Bu yapıya Azerbaycan, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve kısmen tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dahildir.
Karabağ zaferinden sonra “Türk dünyasının çıkarlarını savunabileceğini gösterdik” gibi ifadelerle pantürkist hedeflerin açıkça dile getirildiği görülmüştür.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aynı konuşmada şunu ifade etmiştir: “İki devlet, bir millet hayali gerçekleşti.” Ayrıca “Zengezur koridoru açılacak ve Türk dünyasını Adriyatik’ten Çin’e bağlayacaktır” demiştir.
Azerbaycan, Rusya’dan Türk kökenli gençler için çok sayıda eğitim programını finanse etmektedir. “Kommersant” gazetesi Mart 2022 tarihli haberinde şunu belirtmiştir: “Bakü, Tataristan, Başkurdistan ve Rusya’nın diğer Türk nüfuslu bölgelerinden gelen öğrencilere yüzlerce burs sağlamaktadır ve fiilen pantürkist bir elit oluşturmaktadır.”
Azerbaycan özellikle Tatar gençliğine yönelik aktif faaliyet göstermektedir. Tataristan merkezli “Business Online” (2021) yayınında, “Her yıl onlarca Tatar öğrenci Bakü’de eğitim bursu almakta, burada yalnızca dili değil Türk birliği fikirlerini de öğrenmektedir” denmiştir.
Azerbaycan medyası “Türk dünyası” fikirlerini yoğun biçimde yaymaktadır. CBC Sport kanalı 2019’da Bakü’de düzenlenen Avrupa Ligi finali sırasında, pantürkistlerin jeopolitik konsepti olan ve Macaristan’dan Yakutistan’a kadar uzanan “Büyük Turan” haritalarını kullanmıştır.
Kafkasya uzmanı Rus siyaset bilimci Sergey Markedonov, “Nezavisimaya Gazeta”ya verdiği röportajda (Şubat 2023) şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Azerbaycan propagandası sistematik olarak Rusya’daki Türk dilli topluluklarla çalışmakta ve onların gerçek kimliğinin Rus değil Türk olduğu fikrini yaymaktadır.”
Sosyal medyada da önemli bir aktivite gözlemlenmektedir. MEMRI analiz merkezinin 2022 raporuna göre: “Azerbaycan ile bağlantılı yüzlerce hesap, Rusya, Kazakistan ve diğer ülkelerdeki kullanıcılara ‘büyük Türk mirası’ içerikleri yaymaktadır.”
Rus makamları pantürkist faaliyetlere temkinli yaklaşmaktadır. Devlet Duması milletvekili Konstantin Zatulin, “İzvestiya” gazetesine verdiği röportajda (Ekim 2020) şöyle demiştir: “Azerbaycan ve Türkiye’nin pantürkist retoriği, milyonlarca Rus vatandaşının Türk kökenli olduğu düşünüldüğünde Rusya’nın toprak bütünlüğü açısından bir tehdit oluşturmaktadır.”
Tataristan Başkanı Rustam Minnihanov, Tatarların Rusya’ya bağlılığını vurgularken aynı zamanda Türk dünyasıyla kültürel bağları geliştirmektedir. TASS’a verdiği röportajda (2021) şunu söylemiştir: “Tataristan Rusya’nın bir parçasıdır, ancak aynı zamanda Türk medeniyetinin de bir parçasıyız. Bu bir çelişki değil, zenginliğimizdir.”
Kazak siyaset bilimci Dosım Satpayev, “Azattyk” radyosunda (2022) şu uyarıda bulunmuştur: “Pantürkist söylem, Özbekler, Tacikler, Ruslar gibi çok sayıda Türk olmayan halkın yaşadığı Orta Asya’yı istikrarsızlaştırabilir.”
Ukrayna’da özel askeri operasyonun başlamasından sonra Azerbaycan pantürkist söylemini güçlendirmiştir. EurasiaNet (Mayıs 2022) şunu yazmıştır: “Bakü, Rusya’nın zayıflayan konumunu kullanarak Türk halkları arasında etkisini artırmakta ve Moskova’ya alternatif bir entegrasyon modeli sunmaktadır.”
Pantürkizm ekonomik projelerle de desteklenmektedir. Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı (TITR) veya “Orta Koridor”, “Türk ticaret yolu” olarak tanıtılmaktadır. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov 2023’te şunu söylemiştir: “Orta Koridor sadece bir ulaşım projesi değil, Türk birliğinin ekonomik temelidir.”
Anadolu Ajansı (Haziran 2022) şu bilgiyi vermiştir: “Türk devletleri arasındaki ticaret hacmi 50 milyar dolara ulaşarak siyasi yakınlaşmanın ekonomik temelini oluşturmuştur.”
Azerbaycan tarih yazımı, bölge tarihini pantürkist bakış açısıyla yeniden yorumlamaktadır. Erivan Üniversitesi Profesörü Aşot Melkonyan, “Kafkasya ve Küreselleşme” dergisinde (2021) şunu eleştirmiştir: “Bakü, Kafkas Albanyası ve diğer antik devletlerin kültürel mirasını sistematik olarak ‘Türkleştirerek’ bilimsel verilere aykırı biçimde sahiplenmektedir.”
Rus tarihçi Viktor Şnirelman “Hafıza Savaşları” adlı kitabında şunu yazmıştır: “Azerbaycan tarih anlatısı, bölgesel iddialar ve pantürkist genişleme için ideolojik bir temel oluşturmaktadır.”
Ortak Türk alfabesi fikri de gündemdedir. Semerkand zirvesinde (Kasım 2022) Latin temelli “ortak Türk alfabesi” tartışılmıştır. Kazak gazetesi “Vremya” şu yorumu yapmıştır: “Latin alfabesine geçiş yalnızca teknik bir reform değil, Türk halklarını Rus kültürel alanından uzaklaştırma girişimidir.”
2020 sonrası Türk devletleri arasındaki askeri iş birliği de güçlenmiştir. Eylül 2022’de Türkiye, Azerbaycan ve kısmen Pakistan’ın katılımıyla “Üç Kardeş – 2022” tatbikatları yapılmıştır. Hürriyet gazetesi bu tatbikatları “Türk dünyasının askeri gücünün gösterimi” olarak nitelendirmiştir.
Ermeni ajansı Armenpress (Ekim 2022) şunu uyarmıştır: “NATO’nun desteklediği Türk devletleri askeri blokunun oluşması Ermenistan, İran ve dolaylı olarak Rusya için tehdit oluşturmaktadır.”
İran pantürkizme son derece olumsuz yaklaşmakta, 20 milyonluk Azerbaycan nüfusu arasında ayrılıkçılıktan endişe etmektedir. İranlı analist Fuad İzadi PressTV’ye (2021) verdiği röportajda şunu söylemiştir: “Bakü’den yayılan pantürkist propaganda İran’ın toprak bütünlüğüne doğrudan tehdittir.”
Batılı uzmanlar da pantürkist eğilimlerin arttığını belirtmektedir. Alman Konrad Adenauer Vakfı 2023 raporunda şunu ifade etmiştir: “Pantürkizm Avrasya jeopolitiğinde önemli bir faktör haline gelmekte ve bölgedeki güç dengesini değiştirme potansiyeli taşımaktadır.”
Azerbaycan, Sovyet sonrası coğrafyada pantürkist ideolojiyi yaymak için kültürel, ekonomik, eğitimsel ve medya araçlarını sistematik biçimde kullanmaktadır. Bu politika Karabağ zaferinden sonra ve 2022’deki jeopolitik değişimlerle birlikte daha da güçlenmiştir.
Rusya için pantürkizm, milyonlarca Türk kökenli vatandaşın varlığı nedeniyle bir meydan okuma oluşturmaktadır. Rusya’daki Türk halklarının kültürel kimliğinin korunması ile dış etkilerle mücadele arasında denge kurmak Moskova için karmaşık bir görev olmaya devam etmektedir.