Sana sevgi vermek istedim,
acını rüzgâra serip gidermek istedim.
Yorgun kalbini iyileştirip
içini baştan doldurmak istedim. Ben mutluluğun ta kendisiydim,
şefkatin özüydüm, incelikten ibarettim.
Ruhunu sarar, yaralarını kapatırdım,
istersen seni yeniden hayata döndürürdüm. Ama sen beni öyle yordun, öyle parçaladın ki,
söylediğin her kelime içimde yankılandı:
“Artık hiç kimseye güvenmiyorum!”
“Artık kimseyi içime almıyorum!” Böyle dedin bana…
Oysa ben seni iyileştirmeye hâlâ hazırdım.
Ama sen her seferinde beni boşluğa attın,
umut verip çekip aldın, kırdın, yarım bıraktın. Ve şimdi bu sözler benim oldu,
kalbime kazındı, içimde yer buldu.
Bir gün biri kalbime dokunmak isterse,
cevabım hep aynı olacak, çaresizce: “Artık hiç kimseye güvenmiyorum…”
“Artık kimseyi kalbime almıyorum…” Bu sözler oldum ben — senin yüzünden,
sırtındaki yükü bana bıraktın giderken.
Şimdi ben taşıyorum o ağır yükü,
senin kaçtığın acının izini sürerek. .... Ты сделал из меня себя
Я хотела под